Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              şükür nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
ŞÜKÜR ŞÜKÜR terimi Dolun Ay 1
tarafından 27.06.2005 tarihinde eklendi
ŞÜKÜR sizce ne demek,
ŞÜKÜR size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
Sayfa: 1 2 3
sonraki sayfa >>
BayNecmettin Yı.. Offline
Necmettin Yılmaz 4
Bay
1 person liked.
0 person did not like.
'Her kahkahanda Allah'a teşekkür etmiyorsan,
Neden her ağladığında O'na kızıyorsun? '

- Necip Fazıl Kısakürek
(28.11.2012 23:38)
(bakınız: necip fazıl kısakürek, neden, eşek, kahkaha, kürek, teşekkür, kısa, küre, ahanda, allah)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baythe scope Offline
the scope
Bay, 57
Kahramanmaraş
sen bakışlarımı kendine çeken gül kokan sevgilisin
özden gelene duyduğum özlemimsin
hasret kaldığım ruh ailem
şükür
(27.08.2012 05:06)
(bakınız: sevgi, sevgili, hasret, özlem, aile, okan, bakış, özden, uydu, kışla)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanCandle In Th.. Offline
Candle In The Wind
Bayan, 43
İstanbul
Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma..
Bütün kapılar kapansa bile sonunda,
'O' kimsenin bilmediği patikalar açar..
Sen şu an göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri vardır..
Şükret! ..
İstediğini elde edince ş...ükretmek kolaydır..
Sufi dilediği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir..

~ Şems-i Tebrizi ~
(13.05.2012 22:30)
(bakınız: gerçek, cennet, şems, kapı, kara, seni, şems-i tebrizi, sufi, kola, bahçe)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanCandle In Th.. Offline
Candle In The Wind
Bayan, 43
İstanbul
Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten.
Gülden hiç ders almıyor musun?
Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez.
Hale razı oluş şükürdür.
Gül de daimi bir şükür makamındadır.
... Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler.
O halde yüzün gülsün..

Hz. Mevlana
(07.04.2012 13:53)
(bakınız: mevlana, büyü, kader, gülmek, aslı, bela, yine, yaprak, ders, daha)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMuhsin İyili.. Offline
Muhsin İyiliksever
x
Şükür
Bu dünya ceza ve ödül yurdu değildir. Bir imtihan yeridir. Her şey Allah’ın (c.c.) ezeli bilgisi, pek çok hikmeti, sonsuz merhameti ve mutlak adaleti ile belirlenmiştir. Örneğin bir insanın özürlü olarak dünyaya gelmesi, yoksul bir ailenin ferdi olması, şu veya bu cinsiyette bulunması, mensup olduğu ırkı, ulusu hep ilahi kaderle tespit edilmiştir. Kişiye düşen, kaderine rıza gösterip teslim olması, bunun altında yatan hikmeti ve hayrı düşünmesidir. Allah’a (c.c.) bunun için şükürde bulunmasıdır. Kadere rıza göstermemek ve kaderi eleştirmek Allah’a (c.c.) isyan etmektir.

Kader Allah’ın (c.c.) bir sırrıdır. Kim kadere isyan ederse başını bir örse çarpmış gibi olur. Kendi zarar görür. Allah’a (c.c.) kimse zarar veremez. İnsanın da kadere isyan etmeye hakkı yoktur. Çünkü yaratıcımız Allah (c.c.) olduğuna göre O’nun bizim için seçtiği her şey, güzeldir ve yerindedir. Allah (c.c.) sadece bizim hayrımız için hükümde bulunur. Her kuluna da anne ve babasından daha merhametlidir. Bundan dolayı kadere isyan eden birisi, hem dünyada hem de ahirette zarar görmeye mahkumdur.

Allah (c.c.) kader sırrı ile kimi insanı kimi insandan çeşitli yönleriyle üstün kılmış, kimini de geri bırakmıştır: Kimi kuluna devasız hastalık vermiş, kimi kulu verdiği varlıkla toplumda itibar sahibi kılmıştır. Kimine fiziksel açıdan güç, kudret verip öne çıkarmış, kimini de zayıf, dermansız, hasta kılarak bu konuda geri bırakmıştır. Kimi güzel kimi çirkin yaratılmıştır. Kimi insan şan ve şöhretle dünyaya gelmiş, kiminin de yaşadığını ancak onlarca kişi bilebilmiştir.

İnsanların her bir özelliği o kadar birbirinden farklı ki, Allah (c.c.) bütün bunları insanın yararına olmak üzere ezeli ilmi, pek çok hikmeti, sonsuz merhameti ve mutlak adaletiyle belirlemiştir. Tabii bu yararı bir imtihan yurdu olan bu dünyada tam olarak anlayamamaktayız. Her şey ahirette apaçık meydana çıkacaktır. O zaman belki de dünyada iken haline şükreden yoksul insan, şayet varlıklı kılınsaydı isyan halinde olacağını, ibadetinde geri kalacağını görerek, yüce yaratıcısına şükürde bulunacaktır. Yine zihnen özürlü kişi, kendisine bakanlara yardımcı olarak ebedi hayatlarının kurtuluşlarına vesile olduğunu görüp dünyadaki haline rıza gösterebilecektir.

Kuşkusuz bazı konularda ileri gitmek ve geri kalmak bizim fiili ve sözlü dualarımıza bırakılmıştır. Örneğin Allah’tan (c.c.) hidayet isteyip O’nun emir, yasakları ve rızası yönünde gayret gösteren birisinin bu dünyada iman gibi büyük bir nimete erdiği anlaşılır. Elbette öyle birisi gözlerini dünyaya dikmiş, Allah’tan (c.c.) yalnız bu dünyanın güzelliklerini ve zevkini isteyen birisine göre takvada ileri geçmiştir.

Kısacası Allah’ın (c.c.) insanları bazı konularda ileri kılması, bazı konularda geri bırakması hikmeti bu dünyada anlaşılamayacak önemli bir kader sırrıdır. İnsana düşen görev, bu konudaki nimetlere şükretmek, sıkıntılara sabretmektir. Takvada öne geçmeye çalışmaktır.

Her insanın nefsi kaderine isyan halindedir. Hiç kimse bu konuda nefsini temize çıkarmamalıdır. Çünkü bu konuda insanların bazı sıkıntıları olmasaydı nefsi marziyye ve kâmile gibi üst makamlara çıkmış olurdu. Yani imtihan sırrı olarak nefis emmare (kötülüğü emreden nefis) düzeyinde yaratılmış olup mutlaka içerisinde bulunduğu koşulları kabullenmemekte, nimetlere gereken şükrü kılmadığı gibi haline de sızlanmaktadır.

Kadere rızada ilk adım Allah’a her ne halde bulunursak bulunalım O’nun üzerimizdeki sonsuz nimetlerini dilimiz döndüğünce ve aklımıza gelenlerini de sayarak şükürde bulunmaktır. Her Elhamdülillah tespihi bu yolda verilen nimetleri de hayal ederek atılan birer adım olarak Allah’ın kaza ve kaderine rıza yolunda ilerlememizi sağlar. Büyük kısım ibadetlerin özü, özellikle zikrin ruhu şükürdür.

Bir insan içindeki bütün olumsuzluklarına rağmen dili şükretmeye başladığı anda kaza ve kaderine rıza gösterme yolunda adım atmaya başlar. Bu noktada nefsi yavaş yavaş kırılıp değişir. Üzerindeki sıkıntılar hem maddi hem de manevi olarak azalarak ruhu büyük bir huzur duyar. Nefis üst makamlara doğru terakki eder.
Şükür, insanın bütün melekeleriyle olursa daha makbuldür. Yani dil, duygu, hayal, samimiyet şükürde birbiriyle kaynaşmalı, bu biçimde Allah’a ulaşmalıdır.

Zikir ruhun gıdası ise şükür de suyu gibidir. Ruh şükürle canlanır. Hayat bulur. Gelişir, canlanır.

Şükrün bazı incelikleri vardır. Allah (c.c.) şükre muhtaç değildir. Kul muhtaçtır. Bunu özellikle bilmek gerekir. Yaptığı şükürle kimse Allah’ı (c.c.) minnet altına koymamalıdır. Şükre de şükürle karşılık vermeye çalışmalıdır. Bu konudaki acziyetini de ifade etmelidir. Bir de Allah kendisine yapılan şükürden önce kulun diğer insanlarla ilişkilerine büyük önem vermekte, kul haklarıyla kendi haklarını ayırmaktadır. Bu meyanda insanlara teşekkür etmek de çok önemli bir konudur. Öyle ki bu konuda nezaketten uzak ve nankör insanlara Allah (c.c.) kaza ve kaderine rızasında önemli bir adım olan şükrü nasip etmemektedir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez.” Bu doğa kanunu gibi bir şeydir. Anlayana büyük uyarıdır. Teşekkür etmek, başkasına duyulan içten bir minnettarlık duygusudur. Bunu dil ile söylemekte bir sakınca yoktur. Ama fazla bir abartıya kaçmak ve gerçek nimet sahibi olan Allah’ı (c.c.) akıldan ve hatırdan çıkarmak da doğru değildir. Bununla birlikte her şeyi Allah’a (c.c.) bağlayarak insanlara teşekkürden kaçınmak da, demin zikredilen hadis-i şerif uyarınca, sakıncalı bir durumdur. Demek ki teşekkür ederken bir edep sınırımız bulunmakta, belli bir ölçüye ve kurala uygun bir yol takip etmemiz gerekmektedir. Bu da çok doğal bir ses tonuyla, ifadede aşırıya ve abartmaya kaçmadan gerçek nimet verenin Allah (c.c.) olduğunun bilincinde olarak insanlara teşekkür etmektir.

Bazı insanlara teşekkür etmek adeta üzerimizde bulunan bir borçtur, kul hakkıdır: Anne-babalar, öğretmenler, akrabalar, bizlerin büyümesinde ve yetişmesinde emeği geçen nice kişiler… Kuşkusuz çoğu kez bunlara emeklerine karşılık dil ile bir kere bile teşekkür etme olanağına sahip bulunamamış olabiliriz. Belki bir kısmını yitirdik veya onlarla aramıza ulaşılamaz mesafeler girdi. Teşekkür etmek dilden ziyade yürekle olur. Bu insanların arkalarından yapılacak güzel dualar, onlara edilebilecek en güzel teşekkürlerin yerine geçecektir.

Allah (c.c.) asıl kendisine teşekkür edilecek en yüce varlıktır. O’na şükürde bir an bile gaflette bulunmamak gerekir. O’nu anmadan geçen her an boşa geçmiştir. O’na şükür etmek bile büyük bir nimettir. Bu nimetin de şükrü gerekir. Yani şükre de şükretmeliyiz. Nitekim Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de “Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın…(Sebe suresi, ayet 13) ” buyurunca, Hz. Davud:
“Ey Rabb’im Sana nasıl şükredeyim ki? Benim şükrüm bile Senin bir nimetindir.” demiştir. Yüce Allah (c.c.) ona şöyle karşılık vermiştir:
“İşte şimdi Beni tanıdın ve Bana şükrettin ey Davud! Çünkü şükretmenin de Benim bir nimetim olduğunu bildin.”

İnsan Allah’a (c.c.) gereği şekilde şükrün imkânsız olduğunu bildiğinde daimi bir şükür haline girebilir.

İçinde bulunduğumuz Batı medeniyetinin temeli maddi refaha dayanmaktadır. İnsanlar birbirlerine zenginliklerine, toplumda işgal ettiği mevki ve makamlarına göre muamelede bulunmaktadırlar. Yoksul ve zayıf insanlar genellikle hor görülüyor ve küçümseniyor. Böyle bir ortamda her insanın nefsi de bu atmosferden nasibini alıyor. Ben “Elhamdülillah Müslüman’ım.” diyen bir kişi de bu olumsuz koşullardan etkilenmekte, o da havaya uyarak inancında büyük bir erozyona uğramaktadır. Bu yüzden pek çok Müslüman, insanları değerlendirirken bu yanlış ölçütleri kullanabilmektedir.

Çağımızın en büyük manevi sıkıntıları stres, kaygı, depresyon, panik atak, melankolidir. Toplumun önemli bir kesimi bu tür ruhsal rahatsızlıklardan etkilenmekte ve tedavi için doktorlara gidip ilaç kullanmaktadırlar. Bu ilaçların isimleri ne olursa olsun kişiye iki türde etki yapmalarına göre sınıflandırılabilir: Ya kişiyi uyutmakta ya da içki ve uyuşturucu maddelerde olduğu gibi kişiye geçici bir neşe vermektedir. Madde ile gelen bu şeyler, birkaç saat süren bir etkiye sahiptirler. Sonra kişi eski haline dönmektedir. İlaçla gelen bu görünüşte olumlu kısa etki bağımlılığa yol açtığı gibi her geçen ay da kişide ilgili ilacın kullanım dozunu artırmakta ve sürecini de kısaltmaktadır. Hasta öyle bir hale düşmekte ki artık ilaçsız bir an bile duramamaktadır. Aslında manevi dünyasında yani itikadında ve inancında çeşitli hastalıkları bulunan insanları yukarıda sıraladığımız bir kısım psikolojik hastalık isimleri altında ilaçla tedavi etmek öncelikle bu tür hastalıkların mahiyetine ters düşmektedir. Çünkü ruhsal, manevi olan bir hastalık ancak kendisi gibi ruhsal ve manevi olan bir yöntemle iyileştirilebilir. Aynen bunun gibi bedensel, maddi bir hastalığa da tıbbi ve cerrahi bir yolla müdahale edilebilir. Bu açıdan çağımızın yaygın ruhsal ve manevi hastalıklarından olan stres, kaygı, depresyon, panik atak, melankoli gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisi de mahiyetlerine uygun olmak zorundadır.

Bu tür ruhsal hastalıkların ilacı sabır ve şükür kavramlarında bulunmaktadır. Çağımızın yaygın bu psikolojik rahatsızlıkları ya sabır ya da şükür yokluğundan meydana gelmektedir.

Konumuz dışında olduğu için sabrı bir kenara bırakarak şükür hakkında biraz yoğunlaşmaya çalışacağız. İnsan nefsinin doyumsuzluğu için güzel benzetmeler yapılır: Bir erkek köyündeki bütün kadınları nikâhı altına alır. Sadece bir yaşlı kadın kendi halindedir, bu erkeğin nikahı altında değildir. O erkek bu kadını da nikâhı altına almak ister. İnsan nefsi bu benzetmede olduğu gibi şehvette hiçbir sınırı kabul etmediği gibi liderlik, baş olma sevdasında da böyledir. Şayet Allah (c.c.) tüm evreni bir insanla paylaşsa o insan diğer yarısını da almak için çaba gösterecektir. İnsan mal ve para biriktirmede de aynı açgözlü tutumunu sürdürür. Bir altın dağa sahip olsa bir başkasını da ister. Peygamberimizin (s.a.s) bir hadis-i şerifte bildirdiği gibi insanın gözünü ancak toprak doyurur. Böyle bir nefsin elindeki ile yetinmesini sağlayıp yaratıcısına şükrettirmek gerçekten çok güç bir şeydir. İşte her birimiz bu özellikleri taşıyan birer nefse sahibiz.

İnsanın yediği bir ekmek parçasının şükrünü eda etmesi bile büyük bir meseledir. O ekmeğin soframıza gelinceye kadar kaç işlemden geçtiğini, ne kadar insanın emeği ile o hale geldiğini düşündüğümüzde tüm insanlara ve özellikle yüce Allah’a (c.c.) karşı içimizde bir teşekkür etme isteği ve şükür duygusu uyanmaya başlar. İş bununla da bitmemektedir. Bu ekmek Allah’ın (c.c.) yoktan yarattığı organlar, dokular, hücreler sayesinde hayata, yaşam enerjisine dönüşüyor. Böyle büyük bir iş ve emekle gerçekleşen bir hayatı kim stresle, kaygıyla, depresyonla, panik atakla, melankoli ile nefsin ve şeytanın oyuncağı haline dönüştürebilir veya onun böyle bir duruma düşmesine seyirci kalabilir? İnsanca ve Müslümanca bir yaşamın tek hedefi Allah’a (c.c.) içten bir teşekkür, daimi bir şükür halinden başka ne olabilir?

Allah’ın Eş-Şekûr (asıl kendisine teşekkür edilecek yüce varlık) güzel ismi ile kula düşen görev şöyledir: Şükür nimetlerin aslını Allah’tan (c.c.) bilip insanlarla paylaşmaktır. Kuşkusuz dil ile yapılan şükrün de büyük bir ecri vardır. Ama gerçek şükür sadece dil ile yapılmaz. Eylemle tamamlanır. Bu bakımdan her şeyin bir şükrü vardır: Öğrendiklerini başkaları ile paylaşmak bilginin şükrüdür. Bir hastaya kan vermek sağlığın, yoksula yardım etmek sahip olduğun mal ve mülkün, insanlara selam verip onların hal hatırını sorman dilin ve içerisinde bulunduğun huzurun ve afiyetin şükürleridir… Şükür çeşitlerini saymak bile başlı başına bir konudur.

Gerçek anlamıyla yapılan şükür nimetin artmasına vesiledir. Allah (c.c.) rızası ve O’na şükür için maddi olanakları başkalarıyla paylaşmak bunların çoğalmasını sağlar. Şu ayet-i kerimede buna işaret vardır: “And olsun, şükrederseniz elbette size daha fazla veririm. Eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun ki, azabım çok şiddetlidir (İbrahim suresi, ayet 7) .”

Allah, bizlere kaza ve kaderine rızayı nasip eylesin ve bunun için bizleri şükreden kullarından eylesin. Amin.
Muhsin İyi
(02.10.2011 13:51)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanCandle In Th.. Offline
Candle In The Wind
Bayan, 43
İstanbul
'Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.'
ABDÜLKADİR-İ GEYLANİ
(04.03.2011 19:21)
(bakınız: bilmek, emek, itiraf, söyle, kadir, nimet, metin, söylemek, ille, itiraf et)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayOsmanoglu19 Offline
Osmanoglu19
x
YA RABBİ ŞÜKÜR DEMEK;
Daima nimet ve ikram-ı Rabbaniye karşı duyulan minnet ve Mahcubiyetin ifadesidir.
Şükrün ifadesinde; Tekrarının, Devamının ve fazlalaşmasının arzu edildiği gizlidir.
Çok şükür denilince Ya Rabbi bunu devam ettir, bunu çekme, bunu kesme arzusu vardır insanda. Yemeği yedin çok şükür dedin, ne güzel. Ya Rabbi bunu yine devam ettir demektir.
YA RABBİ HAMD OLSUN DEMEK;
Hamd edersen Elhamdülillah Yani Ya Rabbi bu kadar kafidir, fazlasını arzulamam, Kanaat hududundan bir santim ilerlemesini istemiyorum demektir.
Beni bu aleme bıraktın, beni bu halime bırak isteği vardır Hamd’da.
Elhamdülillah dedin ‘’Buna teşekkür ederim, Yani yeter Kafi bana demektir’’

Halbuki Şükürde, kafi Ya Rabbi ama devam ettir vardır.

O Halde; İnsanın başına Musibet, Felâket, Sıkıntı, Güçlük, ve Bela geldiği zaman en büyük silah Hamd’dır burada.

Hamd edilecek yerde şükür yapmak, Şükredilecek yerde Hamd etmek caiz değildir. Hemde tehlikelidir.

Elhamdülillah diyen bir insan ne demek istemiştir?
Ya Rabbi Kudretlerin kaynağı sensin, her şey senin arzunla mümkündür. Ben halime razıyım, Belaya’da Saadete’de, Beni bu halimden bu halimi arayacak hale sokma demektir Hamd.

Elhamdülillah çok şükür demek ise; Halime razıyım beni bu halimi bana aratma, Peşinende, Ya Rabbi sana teşekkür ederim demektir.

Ben seni tanıyan, Sen beni tanıyan yarattın, bunlardan dolayı Hamd ediyorum, fena bir kul, Asi münkir bir kimse yaratabilirdin bu bana kafidir demektir. Hamd bütün belaların önüne set çekmektir.

Çok ince haller vardır, Hamd veya Şükrün hangisini yapmak gerekir noktasında hataya girebilir insan.
Bundan dolayı bu hataları yok etmek için ESTAĞFURULLAH demek lazımdır.

Onun için çok Şükür Elhamdülillah deyip ikisini birbirine karıştırdımı insan, Bunların ikisini birbirinden ayıran ESTAĞFURULLAH’tır. Demek ki tövbe ESTAĞFURULLAH demek lazımdır.

ESTAĞFURULLAH ne demek; Ben bilemedim, kestiremedim, fakat Ya Rabbi niyetim halistir, fakat senden isteme edebini Kul olduğum için layıkıyla bilemedim, Bundan dolayı hatalarımı bağışla Ya Rabbi! !
arzusu vardır.

Şükür, Ruhun haykırışıdır,
Şükür ile İnsan Cennete girer.
Şükür Cennet kapısını açan anahtardır.
O halde bütün maddi ve manevi nimetlere Şükür edeceğiz.

Hamd etmek cesedin haykırışıdır, vucut haykırıyor.
Hamd ile insan Cehennemden kurtulur.
Hamd Cehennem kapısını kapayan anahtardır
O Halde; Musibetler, felâketler, sıkıntılar, Güçlükler, ve bela geldiği zaman Elhamdülillah diyeceğiz.
Dr.Münir Derman(K.S) Sesli vaazından alıntıdır. Allah(c.c) ondan razı olsun
(19.12.2010 01:36)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayDidgâh Offline
Didgâh
x
Hakka şükür koçlarun devrânıdur.
Cümle âlem bu demün hayrânıdur.
Gün batardan gün toğan yire değün.
Işk erinün bir nefes seyrânidur.
(16.09.2009 11:54)
(bakınız: arda, nefes, alem, cümle, bir nefes, hayr, devran, ayran, hayran, seyrani)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMuhabbetci Offline
Muhabbetci
Bay, 40
Almanya
“Şükür”; “hayvanın yediği besini, verdiği süt ve semizliği ile belli etmesi” demektir. (Lisan ül Arab; c:5, s:163–165 ve Tac ül Arus; c:7, s:48–51) (25.06.2009 01:46)
(bakınız: esin, emek, demek, hayvan, ayva, yedi, semi, lisan)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayansenin için ç.. Offline
senin için çok güzel rüyalar gördüm
Bayan, 34
İstanbul
Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum.

__ C. S. Tarancı
(06.10.2008 21:34)
(bakınız: türk, büyü, güzel, türkü, yorum, bilmek, üzülmek, artık, bülbül, daha)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Sayfa: 1 2 3
sonraki sayfa >>

"ŞÜKÜR" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: ŞÜKÜR NEDİR? şükür ne zaman?

Antoloji.com
23.07.2014 04:39:48  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]