|
|
 |
 |
|
TASAVVUF |
TASAVVUF terimi
Sitemim Var
tarafından 16.05.2001 tarihinde eklendi |
TASAVVUF sizce ne demek,
TASAVVUF size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
[[ ne akılla olur, ne de akılsız....]]
. (17.04.2007 02:56)
(bakınız: akıl, olur)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Tasavvuf Kur'an ahlakıdır. Resulullah'ın deruni ahval ve halatı, şeriatin ince adabıdır.
Tasavvuf bencillik değil, merhamettir, muhabbettir, hizmettir; laf ebeliği değil, samimiyet, ihlas ve hikmettir. (26.02.2007 10:49)
(bakınız: ahlak, şeriat, samimiyet, merhamet, hala, muhabbet, resul, hikmet, bencillik, hizmet)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Yollarin en güzelidir, Resullulah´in bütün sirlarini actigi; Hz. Ali´nin devam ettirdigi, Mansur´un kellesini Nesimi´nin derisini vedigi yoldur. Bu yolda Geylani, Arabi, Gazali, Rabbani, Emre, Sems, Mevlana gibi bir cok zatlar yürümüs canlarindan gecerek Canan´larina kavusmuslardir.
Ne mutlu bu ilme gönül verene! (17.02.2007 21:56)
(bakınız: gece, güzel, mevlana, gönül, esin, canan, gibi, emre, abba, resul)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 30 |
| Bursa |
 |
|
|
 |
Sus ve zikret.. Allah..Allah..Allah.. (17.02.2007 21:36)
(bakınız: allah)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 21 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
• Tasavvuf bir ilim-irfan mektebidir.
Esrar odasının ilâhî sırlarına mazhar olabilmek ve hakikatı anlamak için kurulmuş bir mektep. Bu tahsil sayesinde bütün ilimlerin özüne inilir. Asıl mânâ süzülmektir. Tereyağının süzüldüğü gibi süzülmek, haddelerden geçmek. Koca bir adam olarak girdim, zerre hakir olduğumu bildim. Tasavvuftan gaye budur. Bu hâle gelebilmek için tasavvuf elzemdir. Her müslüman için zaruri bir yoldur.
Lüzumu ise Âyet-i kerime’lerle ispat edilmiştir. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:
“Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik.” buyuruyor. (Mâide: 48)
Fahrüddin-i Râzi Hazretleri ve diğer bazı müfessirler bu Âyet-i kerime’ye “Ey kullarım! Sizin her birinize iki şeyi vâcip ettim. Evvelâ şeriat, sonra da tarikat.” mânâsını vermişlerdir. Çünkü “Minhac” lügat itibariyle “Münevver bir yol” demektir.
Ve buna benzer bir çok Âyet-i kerime’ler vardır.
Allah-u Teâlâ:
“Benim zikrim için namaz kıl! ” (Tâhâ: 14)
Âyet-i kerime’si ile namazı emretmiş olduğu gibi;
“Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin! ” (Ahzab: 41)
Âyet-i kerime’sinde kendisini zikretmeyi emretmiştir. Namaz da ilâhi bir emirdir, zikrullah da ilâhî bir emirdir.
İnsanların mizaçları yaratılış itibarı ile değişik olduğundan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz zikrullah emrini alınca; Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh- Efendimiz’e kalbi zikir yapmayı, Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz’e de cehrî zikir yapmayı ve insanlara öğretmelerini emir buyurmuştur.
Ve bu yol o günden bu güne, Piran-ı izam Hazeratının el ve gönüllerinde zamanımıza kadar teselsülen gelmiştir. Bu silsile-i celile, tevatür ile sabit olmuştur. Her devirde büyük bir cemaat tarafından doğruluğu tasdik edilmiştir.
İmam-ı Rabbâni -kuddise sırruh- Hazretleri:
“Tevatür ile dinde sabit olanı inkâr etmek küfürdür.” buyurdular.
Bir Âyet-i kerime’de de:
“Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerinde yatarken de Allah’ı zikredin.” buyuruluyor. (Nisa: 103)
Bu emre uyan ve gereğini icrâ edenler Hakk’ın sevgisini kazanırlar.
Zahirde kalanlar Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’lerdeki zikri, yalnız namaz olarak kabul ediyorlar. Bilmediklerinden hakikatlara gözü yumuk bakarlar. Halbuki bâtına intikâl edip, iç âlemine döndükleri zaman bunun hakikatını göreceklerdir.
Allah-u Teâlâ:
“Allah’ı unuttuklarından dolayı Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar fâsıkların tâ kendileridir.” (Haşr: 19)
Âyet-i celile’si icabınca zikir ve fikirden gafil olan müminleri “Fâsık” kelimesi ile tabir buyuruyor.
Allah-u Teâlâ’nın bir kulunu sevmesi, muhakkak ki o kulun zikrullah’ı sevmesi ve onunla iştigal etmesi ile kaimdir.
Yani zâhirimizi süslemek için Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-in şeriatına, bâtınımızı ziynetlendirmek, iç dünyamızı nurlandırmak için de tarikatına ittiba eylemelidir. Şeriatla dış nizam, tarikatla da iç nizam tesis edilir.
İç âleme intikal ancak farz ve nafilelerle kazanılır. Çünkü farzların edası ile mükellef olan beden olduğu gibi, nafilelerle memur olan da ruhaniyettir.
Bir insan söz ve davranışlarına şer-i şerif çerçevesinde yön vermezse onun tarikattan feyz alamayacağı açık bir gerçektir. Doktorun verdiği ilaçları kullanıp, perhize riayet etmeyen bir hasta gibi olur.
Şurası çok iyi bilinmelidir ki, tarikatların hepsine Allah-u Teâlâ’nın emr-i şerifi ile sülûk edilmiştir. Bütün tarikatların hangisi olursa olsun hepsinin de esası ve değeri şeriat-ı mutahhara’dır. İslâm’a muhalif olan bir tarikat, zaten tarikat da değildir.
Tasavvuf sadece kâl değil, bir hâl ilmidir, bir tatbikattır. Yaşanılmadıkça tadılmadıkça, hissedilmedikçe nazari bilgilerle anlaşılmaz ve anlatılmaz. (07.02.2007 18:04)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 26 |
|
 |
|
|
 |
ŞİMDİ size degerli kardeşlerim tarıkatı ınkar edenlerin tasavvufa ıfıtra atan adamların nasıl hazırladıkları dosylarını cokerttıgımızı gosterecegiz...hemde bın yılın muceddıd ımamı rabbanı hzlerının 31.cı mektuptakı acıklamasıyla cokertıyoruz.vede tasavvuf dusmnanlarının yalanını ortaya cıkarıyorum...evet asagıdakı paragraf tasavvufa atılan ıftıra:dıkkatlı okuyun:
bu o sapık dosyada ortaya atılan ıdda yanı tasavvufa ıtılen ıftıra:
Kendisi var iken, başka hiçbir şey yok idi: Ve Allah, yarattıklarından hiçbirine benzememektedir. Tasavvufta ise Allah ve yarattıklarının tümü bir varlıktır. Vücud Birliği (Vahdeti Vücud) Yaratanla yaratılanın aynı olduğu görüşüdür. İslam akidesi ile taban tabana zıt olan bu görüşü akide edinen tasavvuf, saliklerini İslam’dan uzaklaştırmıştır
İslam 'Lailahe illallah' (Allah'tan başka ilah yoktur) esasını getirmiş ve insanlar arasında bunu yerleştirmeyi hedef almıştır. Tasavvuf ise bu esasla bağdaşması mümkün olmayan 'La mevcude illallah' (Allah'tan başka mevcud yoktur) akidesinin sahibi olmuştur. Ki bunun meşhur adı 'VAHDETİ VÜCUD' (Vücud Birliğidir)
şimdi yukarıdakı dosyanın yalan vede dolan oldugunu cıkarıyoz meydana nasılmı? işte boyle mektubatta BIN YILIN müceddıdı İMAMI rabbanı hzlerı ne buyurmuş bakalım.
31.mektubtan özet
Allahü teâlâ, sonsuz ihsânı ile, büyük rehber, hakîkatlerin, marifetlerin
kaynağı, islâm dîninin hâmisi, hocam, önderim, kurtuluş yoluna
kavuşdurucu, Muhammed Bâkî ' kuddise sirruh' hazretlerine kavuşdurdu. Bu
fakîre tarîkat-i aliyye-i Nakşibendiyyeyi talîm buyurdu. Hiçbirşeye
yaramıyan bu miskîni, mubârek kalblerinin ışıkları altında bulundurmakla
şereflendirdi. Bu üstün yolda ilerlemeğe alışdırınca, az zemânda, vahdet-i
vücûd bilgileri önüme çıkdı. Bu makâmın çeşidli ilmleri, marifetleri
kapladı. Bu mertebenin inceliklerinden, göstermedikleri hemen birşey
kalmadı.
İyice anladım ki, yaratanın, yaratdıkları ile hiçbir benzerliği, hiçbir
bağlılığı yokdur. İhâta, kurb gibi şeyler, Ehl-i sünnet âlimlerinin
'Allahü teâlâ o büyük âlimlerin çalışmalarına çok mükâfât versin'
bildirdiği gibi, hep Allahü teâlânın, ilmi içindir. Kendisi için değildir.
Allahü teâlâ hiçbirşeyle birleşmiş değildir. O, Odur, mahlûklar,
mahlûkdur. O, bîçûndur, erişilmez, anlaşılmaz, anlaşılamaz. Bütün âlem
ise, his olunan, anlaşılabilen şeylerdir. Anlaşılamıyan anlaşılan gibi
olamaz. Vâcib, mümkin gibidir denemez. Kadîm olan, hâdis olana benzemez.
Yokluğu mümkin olmıyan, yok olabilen gibi değildir. Hakîkatler değişemez.
Birisi için olan, öteki için söylenemez
İŞTE KANIT TARIKAT HAKTIR..GERCEKTİR..TARIKAT TASAVVUF HAKKI NDA ATILAN İFTIRA COKERTILMIŞTIR...VESSELAM (04.01.2007 16:49)
(bakınız: insan, para, büyü, yalan, şimdi, muhammed, ayna, islam, kardeş, bilgi)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 89 |
|
 |
|
|
 |
okuyarak öğrenilemez.....yaşanması gerekir.....
fakat......
asıl iş bundan sonra başlar......
susmayı başarmak gerekir.......
eskiler bu konuda şöyle derlerdi....'yan...ama tütme''
ya da......''gör....duy....bil....sus...''
bu bir irade sınavıdır......ve asıl bilgelik te budur......susmayı başarabilmek...... (18.12.2006 16:03)
(bakınız: yara, bilmek, sınav, sonra, bilge, bundan sonra, fakat, irade, başarmak, erek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 39 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
Esrar odasının ilahi sırlarına mashar olabilmek ve hakikati anlamak için kurulmuş bir mektep.Bu tahsil sayesinde bütün ilimlerin özüne inilir.Asıl mana süzülmektir.Tereyağın süzüldüğü gibi süzülmek,haddelerden geçmek.Koca adam olarak girdim.Zerre hakir olduğunu bildim.Tasavvuhta gaye budur.Bu hale gelebilmek için tasavvuh elzemdir.Her müslüman için zarurı bir yoldur. (10.12.2006 11:55)
(bakınız: esra, anlam, anlamak, adam, müslüman, esin, bilmek, üzülmek, ilim, esrar)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
ÂŞIK İLE MÂŞUK
Tasavvuf edebiyatının oyuncağı olmuş bir ilah var ki dergahtan içeri girerken ona sevdalanıp, bir hayalin peşinden dağlara kaçıp mecnun olmamak gayr-ı kâbil. Sonra da bu kara sevdanın narında cayır cayır yanıp kül olmak ve cehennem nedir ki ben aşkınla yanıyorum kabilinden şiirler, isteyene ver cenneti ben seni isterim türünden naralar edebiyat oluverir.
Bu uyduruk aşk başta karar edince akıl da baştan firar eder ve artık Kur’an, şeriat, fıkıh, hadis tedrisi, emr-i bi’l ma’ruf nehy-i a’nil münker, cihad vs. yani Allah’ın dini zaman aşımına uğrar ve ilahi aşkın yanında ehemmiyetsizlikten gündemden düşüverirler.
Varsa yoksa Allah aşkı dağlarda ot yiyip gezer şiir dizer, nesir yazar, işte İslâm!
Şairler(e gelince) , onlara da sapıklar uyarlar. Baksana onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar. Ve onlar ya-pamayacakları şeyleri söylerler. (Şuara Suresi 224,225,226)
Bu nasıl Allah aşkı ise ne peygamberler keşfedebildi, ne havariler, ne sahabiler! Tasavvufçu dedin mi her şeyin tadını çıkarır onlar, üstelik tadını kaçırana kadar.
Allah aşkı iddiasında olanlar için hadlerini bilmelerine yarayacak bir ikaz var Kur’anda, fakat onlara göre Kur’anın zahiri cahil avamı ilgilendirir kendileri havasdan olduğu için onlar kendi yazdıkları kitapları din edinirler. Yine de biz okuyalım ayeti.
(Ey Muhammed) de ki: Şayet Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. (Âl-i İmran Suresi 31) (08.12.2006 17:14)
(bakınız: zaman, şiir, nedir, cehennem, akıl, muhammed, cennet, kitap, sevda, edebiyat)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"TASAVVUF" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|