|
|
 |
 |
|
TÖVBE |
TÖVBE terimi
ibnüzzaman
tarafından 21.12.2002 tarihinde eklendi |
TÖVBE sizce ne demek,
TÖVBE size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 88 |
| Papua Yeni Gin |
 |
|
|
 |
Büyük fazilet, ama herkesin harcı değildir.
Önce kibir ve inat gibi iki yüksek duvardan atlamak lâzım, sonra da pişmanlık kâsesinden kana kana içmek.. (07.09.2006 10:19)
(bakınız: büyü, arda, esin, pişmanlık, gibi, sonra, duvar, kibir, lama, herkes)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
allahtan dilenen özürdür kendisi..... (02.08.2006 18:43)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan |
|
 |
|
|
 |
....................... takım tutmaya..... :))))))) (02.08.2006 18:41)
(bakınız: maya, takı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
çok zaman ettiğim ama yine bozdugum durum... acınası halimi kabullenıp tekrar acınacak hale düşmem diyebilirim... inşallah bir daha tövbe etmem...
tövbe edip tutmak hakkaten anlatıldıgı gibi yüce bir durum çünkü bal ı tadıp tadmamaya yemın etmek sonra tatmak sonra tekrar yemın etmek ve bunu tutmak hiç balyemeyene göre daha erdemli kılar insanı... ama kaç kişi sözünün erli elini kaldırsın? ben malesef bu ana kadar ki grafiğimle sınıfta kalırım...:( (08.07.2006 04:03)
(bakınız: insan, zaman, erdem, gibi, sonra, çünkü, yine, maya, alim, daha)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Estağfirullah
pişman olmak, nadim olmak, bir daha işlememeye söz vermek. (11.06.2006 23:41)
(bakınız: söz vermek, vermek, daha)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
GELİN TEVBE EDELİM, TEVBE
Tevbe, İslâmi ıstılahta hatadan, yanlış ve yasaktan, haramdan ve günahtan vazgeçme manasına kullanılır. ' İstiğfar' ise; Allah'a tevbe dilekçesi arz etmek demektir. Bu sebeple çok kere bu iki mefhum/kavram 'tevbe istiğfar' şeklinde olmak üzere birlikte kullanılır. Tevbenin sözde kalmayıp öze intikali için bazı safhalardan geçmesi icab eder.
Birinci safha; günahın ciddi manada tesbiti safhasıdır. Yani, insan yanlış ve hatasını anlamış, bunu da not almış ve tesbit etmiştir.
İkinci safha; hatadan rücû/vazgeçme arzu ve iradesinde yoğunlaşma ve samimi pişmanlık konusuna ağırlık verme safhasıdır.
Üçüncü safha ise; bir daha bu hata ve günaha dönmemek için, zihni planda yapılan hazırlık safhasıdır ki, buna iradeyi güçlendirme devresi de denilebilir.
Bundan sonra sıra; pişmanlık dilekçesini Allah Teâlâ Hazretleri'ne vermeye gelecektir. Bu konuda hiçbir vasıta olmaksızın 'abd'/kul olmanın aczini itiraf ederek ve Allah'ın yardımına güvenerek samimiyetle yola çıkılırsa; bağışlanma ve azabın kalkması kesindir. (bkz.Zümer Sûresi, Âyet 53 ve Enfal Sûresi, Âyet 33)
Buna karşılık hatada ısrar ve günahı küçük görme, sıkıtıyı arttırır ve affı zorlaştırır. Hele; 'bunda ne var, herkes yapıyor, şartlar mecbur ediyor, başka alternatif mi var? ' ve benzeri ifadeler ise, geleceği büsbütün karartır.
Nelerden tevbe etmemiz gerektiğini şöyle bir sıralarsak, hem günah envanteri tesbiti yapmış, hem de gerçek tevbenin birinci safhasınaaadım atmış oluruz:
Mesela dedikten sonra, hatırımıza gelişe göre sıralayalım:
1- Konuları, ezbere ele almak yerine onlara 'kitâbî' yaklaşım sergilersek, bir diğer ifade ile ' kaynaklarımıza' başvursak,
2- Her şeyi bilirlik taslamak yerine; istişareyi ve tek adamın fikri yerine 'Şûrâ'yı ikame etsek,
3- 'Ne derler? ' endişesi veya birilerine şirin görünmek kaygusuyla hareket etmek yerine, 'Allah ne der? 'den yola çıkıp, Kâinatın Sahibi'ne şirin görünmeyi tercih etsek,
4- Her hususta dünyalık hesap yapma alışkanlığını terkle, âyette emrolunduğu gibi ahiret hesabı peşinde koşsak, (bkz.Kasas Sûresi, Âyet 77)
5- Yanlış bir anlayış ve sakat bir metotla Hristiyan ve Yahudilere 'diyalog' yerine, öncelikle Müslüman kardeşlerimizle 'diyalog' kursak,
6- Ramazan-ı Şerif'i eğlence mevsimi haline getirme vebalinden, iftar ve sahur programlarını sulandırmaktan vazgeçsek,
7- Camii avlusunda bile müzik yayını yapacak kadar müzikkolik olmaktan, lokantada, markette, iftar ve sahurda 'müzik de müzik' diye tutturmaktan uzaklaşsak,
8- Tesettür adı altında, esasla hiçbir ilgisi olmayan tuhaf hallere bürünmekten, sözde tesettürü ile herkesin huzurunda, yanındaki erkekler (isterse nikahlısı veya eşi olsun) lâubali davranışlar sergilemekten ve başka dünyaların insanlarını taklid kompleksinden kurtulabilsek,
9- Dosta da yabancıya da; inanmadığı halde kavuk sallamaktan, iki yüzlü davranıştan ve hatta yalakalıktan cayabilsek,
10- Tenkid, tazyik ve tehtidi gördüğünde, bize ait her şeyi inkar etme ve direnç gösterememe zavallılığından nefsimizi âzâd edebilsek,
11- Ağzımızdan çıkan hayırlı sözlerin ve ortaya koyduğumuz güzel amellerin, attığımız hayırlı adımların arkasında dimdik durabilsek,
12- Şu veya bu gerekçe ile batıl yolun yolcusu kabul ettiklerinin sırtını sığamaktan ve hatta destek olma cinayetini işlemekten vazgeçebilsek,
13- Aslını bilmediğimiz, suçlanan şahsın kendisinden bizzat duymadığımız bilgi ve haberlerin yaygarasını yapmayı terk edebilsek,
14- Lükse, konfora, israf ve tatil düşkünlüğüne paydos diyebilsek.
Tevbe etmemiz gereken hususlar elbette bunlarla sınırlı değildir. Ancak, arifane ifadeye gayret gösterdiğimiz bu tesbitler sonrası yapacağımız 'nâsuh tevbesi'; inşaallah bizim salah ve felahımızın müjdecisi olacaktır.
* Prof. Dr. Osman Öztürk Hocam'ın 28 Ekim 2005 Cuma günü Vakit gazetesinde yayımlanmış yazısıdır. (26.03.2006 05:52)
(bakınız: dost, insan, türk, güzel, dünya, deli, gerçek, müzik, anlam, ayna)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
'Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 'maide-39... (21.12.2005 13:58)
(bakınız: allah (c.c), esin, şüphe, merhamet, maide, kuşku, elti, kuşkusuz)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"TÖVBE" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|