Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              tunceli mazgirt obuzbaşı köyü nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ terimi
tarafından 12.10.2009 tarihinde eklendi
TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ sizce ne demek,
TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
BayAntoloji Gez.. Offline
Antoloji Gezgini
1 person liked.
2 person did not like.
Obuzbaşı, Mazgirt

Kurkan, Tunceli ilinin Mazgirt ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.

Kültür

Baska her köy gibi kurkan da bir kürt köyüdür.

Coğrafya

Dersim iline 46 km, Mazgirt ilçesine 38 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

> 2009 - HAYDAR ŞİMŞEK
> 1999 - Erdal Gedik
> 1994 - Erdal Gedik
> 1989 - Erdal Gedik
> 1984 - Erdal Gedik

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt bile degildir, köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Dış bağlantılar

* Yerelnet

KURKAN 06 ocak 2009 Ben Vehbi Timuroğlu, köydeki kimliğimle : Ismail oğlu 1933 doğumlu olup, doğma,büyüme KURKAN liyim.Halen konuk olarak Fransa da kizim Gülseren’in evinde bulunuyorum. Damadım bilgisayarda gezinti yaparken, Köyümün gençlerinin internette iki tane site açmiş olduklarını görünce , ne denli sevindiğimi anlatamam.Öncelikle bu gençlerimizi yürekten kutlar, başarılarının devamını dilerim. Bilhassa yapilmakta olan Tatar Baraji nedeniyle köyümüzün göl alanı içerisinde kalacağından ötürü de, köyümüzün anılarının kalıcılaştırılmasının sağlanmıs olması hayati önem arz etmektedir.

Gençlerimizin emeklerine karınca, kararınca bir katkıda bulunmak üzere bir şeyler yazma gereği duydum.Gençlerimizi bir nebzecik te olsa tatmin edebildiysem. Ne mutlu bana. Sitede sevgili Talip Doğan nın köydeki göçlerle ilgili yazısını okuyunca bayağı hüzünlendim. Köyden ilk ayrılanlardan biride benim. Köyümüzden ilk memuriyete giren kişi benim .’ dolayısiyle köyden ilk ayrılanlardan biride bendim. Sevgili Tali nasıl olur da kapı bir komşusu Amojı Perihan ve oğulları Vehbi ve Aziz’i unutabilir. Köyden memuriyet nedeniyle ayrılmış olmakla beraber köyle ilişkimi kesmedim. Her yıl çocuklarımı köye getirip, götürdüm ve çocuklarım bu vesileyle Kürtçe yi mükemmel konuşabiliyorlar ve ben bundan mutluluk duyuyorum. Köyümüzün Adı ve tarihçesi hakkında bilebildiklerimi anlatayım: Kurkan ve resmi ismi ile KÜREKÂN köyü Imparatorluk döneminde Hozat Mutasarrıflığına bağlı Pertek ve bilahare Mazgirt ilcesine bagli ÇARSANCAK yöresinin bir köyüdür.Ve aynı zamanda da denilen köylerden biridir.Nahiye olarak Mazgirt Çarsancağının merkezi durumundaki PERİ nahiyesine bağlıdır. Çarsancak yöresinin tamamı mülkiyet olarak olarak anılan kişilere aitti. Bilindiği gibi Dersim yöresinin halkının tamamına yakın kısmı Kürt ve Alevi inancında iken, Çarsancak Ağalarının tamamı Türkçe konuşur ve Sün’ni mezhebine bağlıdırlar. Kürekân köyü ve bağlaşığı olan Lemper mezrasi ile birlikte Haci Ağa adında bir Çarsancak ağasına aitmiş Peri nin alt tarafında Munzur suyu ile Peri suyunun birleştiği yerde bulunan ZERİ köyüde Haci Ağa ya aitmiş Haci Ağaya ayni zamanda “Zeri Ağasi”da denirmiş. Köyün adı hakkında söylenegelen efsanevi öyküyü anlatayim: Köyün marabalarindan birisi,’ sonbaharda ekmek üzere harmanda ağadan almış olduğu buğday tohumunu çocukları aclıktan ölmemeleri için, götürüp değirmende öğütüp un yapıyor. Ancak buğday ekimi mevsiminde her gün muntazaman tohum torbasını sırtlar, öküzlerini önüne katıp tarlasına gider, çiftini sürer akşam evine dönermiş ve böylece bütün nadas larini sürüp bitiriyor. Maraba çiftini bitirmeye bitirmiştir. Amma içine bir kurtta girmiştir. Şöyleki: yarin mevsimi gelip te yağmurlar yağınca her kesin ekini yeşermiş olacak tabiiki kendisininki yeşermemiş olacaktir. Çünkü o buğday tohumu yerine ocak külü ekmistir.Külün yeşermesi ise mümkün olamayacaktir .O vakit kendi hali nolacak. Böyle kara,kara düşünürken, kararını veriyor. Köyden göçecektir. Amma nasıl. Aleni giderse ağa mani olacak ve mani olamazsa da gideceği yeri tesbit etmiş olacak ve buda kendisi için iyi olmayacaktır. Bir gece her kesten habersiz çulunu, çaputunu eşeklere yükleyip köyden ayrılır ve oldukça uzak bir köye başka bir ağanın yanıne gider. Sabah olup gidişi öğrenilince ağa ile birlikte hiç kimse gidişine bir mana veremiyor. Son bahar gelipte yağmurlar yağmaya başlayınca, ekinler yeşeriyor ve bu arada bizim kaçak marabanın ekinleri de her kesinkiler gibi yeşermiş oluyor.Ve hemde dahada gür yeşeriyorlar. Gel zaman,git zaman ekinler sararıp biçilmeye geliyor ve her kes ekinini biçmeye başliyor. Ne varki kaçak marabanın ekinleri arada kalmiş oluyor.Adam ekinlerini biçmeye gelmeyince ağa araştırma ya girip yerini tesbit ediyor.Hemen bir haberci gönderip gelip ekinlerini biçmesini söylüyor. Ne varki maraba habercinin söylediklerine inanmiyor ve kendi,kendine” ağa beni kandıriyor götürüp öldürtecektir.Zira külün yeşermesi gayri mümkündür .” Gelen adama: “ -Sen git ben gelip ekinlerimi biçeceğim” deyip adamı savuyor. Ve gitmiyor. Ağa tekrar adam gönderip “ acele gelsin, her kes ekinlerini biçti onunkiler arada kaldı telef olacaklar” Dedirtir. O tekrar gelen savıyor ve arsından da kendi kendisine düşünüyor “Acaba doğrumu diyor.Ve karıniı verip bir gece gizliden gidip tarlalarını kontrol ediyor ve gördüklerine inanamiyor. Gerçekten de buğdayları fevkalede dır. Gelip eşyalarını yükleyip eski köyüne yani Kurkan’a geri dönüyor, ekinlerini biçiyor,harmanını kaldıriyor çıkan buğdaydan ağanın payını ağanın anbarına ve kendi payını da kendi anbarına taşıyor. Ve ertesi günü merakla anbarına bakıyor, birde ne görsün buğdayın tümü kül olmamısmı. Ayni merakla ağanın evine koşup anbarina bakıyor ve buğdayların aynen kaldığını görüyor. Bunun üzerine ağaya gidip “Ağam bu rızık tamamen senindir.Benim bundan hiç bir hakkım yoktur.Allah bu senin için vermiştir.”Diyor ve olayı baştan sonuna kadar anlatıyor. İste olaydan sonra köyün ada KÜLEKEN olarak kalıyor.Ve bu kelime muhtemelen zaman içerisinde Resmi Türkçe olarak KÜREKAN ve Kürtçe deyisiyle de KURKAN olmuştur.Kurkan ismi halene kadar kullanılmaktadır.Resmi Kürekan ismi ise, 27/Mayis/1960 Askeri darbesi sonrası kurulan askeri yönetim döneminde başlatılan Türkçeleştirme furyasında OBUZBAŞI olarak değiştirilmiştir. Yeri gelmişken gençlerimizin bilgilerine arz edeyim: Karakoçanda ki memuriyetim sırasında . Yukarıdaki efsanevi öyküyü yazarak, Köyümüzün adının aslında KÜLEKEN olduğunu ve bu adında tamamen ¨Türkçe bir kelime olduğunu bu itibarla da halk arasında “OMUZBAŞI” “DOMUZBAŞI” gibi müstehzi ifadelerle ifadelerle ifadelendirilen ve keza hiç bir sözlükte karşılığını bulamadığımız bu OBUZBAŞI isminin kaldırılarak Esas ismi olan KÜLEKEN isminin konulması isteği ile bir dilekçe yazarak ve o zaman köyde muhtar olan kardeşim Aziz’e möhürleterek İç işleri Bakanlığına gönderdim.Akabinde Tapu Memur Tekâmül Kursu nedeniyle 1966-1968 yıllarında bizzat bakanlığa gidip dilekçemin akibetini sorusturdum ise de maalesef bir olumlu sonuç alamadım.Anlaşılan oyduki dilekçemiz “sümen altı” edilmiş çıkarılmak istenmiyordu.Bakanlıkta bana yardımcı olan memura:“ Obuzbaşı adının ne anlama geldiğini sordum”. Memur bana “Bu işlere bakan dairenın başında bulunan emekli Albay a sorup geleyim” Dedi ve sorup geldiğin de Albayın kendisine “ Obuzbasi kelimesinin anlamına geldiğini” söylediğini belirtti. Bilindiği gibi, bizim köyün coğrafik konumunu nasıl tarif edeyim. Böyükçe bir kazan tasavvur edin köy bu kazananın tam altına kurulmuştur. Öyleki köye giriş yapan tüm yollar yukarıdan aşağıya inmektedir. Tek manzarası önünde geçmekte olan Peri Suyu ile karşısında bulunan Tatar köyünün KAŞ denilen dağımsi tepesidir. Bununla demek isterimki. Konulan ismin hiçte coğrafik konumu ile müsemma olmadığıdır.Birilerinin “Ben yaptım oldu” anlayışından başka bir şey değildir. KÖYÜN ALINIŞI: Yukarıda belirttğim gibi Kürekan köyü Haci Ağa adında bir çarşancak ağasına aitmiş. Imparatorluk döneminin son yıllarında bizim eski köyümüz olan Mastan köyünden Gedik ailesi söylendiğine göre 100 altın vererek satın alıyorlar. Kürekan’ın Gedikliler tarafından satın alınmış olduğunu duyan, Karabörüklü Halil Ağa, Ve Tatarlı Hüseyin Ağa, Çiftlik köyünden Vale gillerden Zeynel,Cafer,Ismail kardeşler ile, yine Vale gillerden Mahmut,Loğmarlı Ibiş ve Mastandan dedem Qürçi Bako nun oğlu Temur ile birlikte Haci ağaya gidip,”Kürekan I bize sat,sana 200 altın vereceğiz” diyorlar.Bunun üzerine Haci Ağa “Ben köyümü zaten Gediklilere isteğimle satmadım.Beni buna zorladılar.Size satabilirim .Ancak sizler beni Gediklilerden koruyamazsınız” Diyor.Onlarda “Biz seni kurtarır ve koruruz” deyip anlaşmaya variyorlar.Haci Ağanın evini yükleyip Tatar köyüne götürüyor ve Gediklilere haber salıp “Kürekan I biz satın aldık.siz vaz geçin”diyorlar. Bundan sonra “Biz aldik” “Yok siz almadınız, biz aldık.” Diye biribirlerine giriyorlar.Bu çatışma ve kavgalar yıllarca sürüyor ve nihayet her iki tarafın Pirleri toplanıp “Bizim taliplerimiz olan Hizollular Çarsancaklının malı uzerine niye biribirleini öldürsünler.Buna bigâne kalamayiz” Deyip aracı oluyorlar ve köyü ikiye bölüp Lemper tarafını Gediklilere ve köy tarafını da diğer birleşenlere vermek suretiyle anlaşma sağlamış oluyorlar.Kürekan ve Lemper arasındaki hudutnamede şunlar yazıyor: KELEK: Peri suyu üzerindeki “Seyitli Köprüsü” üzerindeki köprü yapılıncaya kadar Kürekan da kiş ve ilkbahar mevsimlerinde suyun soğuk taşkından ötürü geçit vermediği aylarda ırmaktan kelek ile ulaşım sağlanıyordu.Kelek işletenler İsmail Şimşek,Dilo Doğan,Halil Kaya ve Zülfü Yalçınkaya idiler.Daha sonraları Mehmet Doğan, Şükrü Yalçınkaya,Ali Gül ve Hüseyin Şimşek idiler. ERMENİ TEHCİRİ VE KÖYÜN İKİNCİ ŞENLENİŞİ: Köy alındığında marabalarinin tamami Ermeni imişler.Yaşlıların anlattıklarına göre Pazar günleri çiftçi köylüler kilisenin duvarına 40 meses dayayip Pazar ayınine girerlermiş. Bunun anlamı köyde 40 çift öküzle rençberlik yapılır imiş.1915 yılında uygulanan tehcir den sonra köy tamamen boşalmiş ve viraneye dönmüştür.Öyleki 1930 lu yılların başında ilk olarak ortaklardan İsmail Gül ve Cafer Kaya kardeşler Loğmardan ve ayni veya bir yıl sonra babam İsmail Demir Mestan dan gelerek ev yapip yerleşmiş ve müteakip yıllarda da diyer ortaklar ev yapıp maraba yerleştirmişler ve bu şekilde köy yeniden şenlenmiştir. KÖY ARAZİLERİNİN İKİNCİ SATILIŞI : 1940 lı yıllarda ilk olarak Tatarlı Hüseyin Ağa arazinin yarısıni köyden Ali Gül ile onun eniştesi olan Kardere köyünde Ağa Güngördü ye satti.Ve yine ayni yıllarda Logmarlı Mahmut un çocukları Şerif ve Selim arazilerini köyden İsmail Şimşek e sattılar.Bundan sonra esas büyük satış 1956-57 yıllarında olmuştur.Karabörüklü Halil Ağanın çocukları ile çiftlikli Zeynel in çocukları arazilerini sattılar. Ve bu arazileri köyden Ismail Şimşek,Bayram Şimşek, Şükrü ve Aziz Yalçınkaya ve Lemperden Dilo veyvo nun çocukları Mehmet,Fadil Doğan, Kurkurik köyünden Ali Babanın çocukları Hazır,Cafer ve onların yeğenleri Mustafa,Cafer ve Kamer ve amca çocukları Ali Halis ve Kardere köyünden Aziz Güngördü ile yeğenleri Hakki,Mehme ve Ali Yildirim lar satın aldılar. Daha sonra Ismail oğlu Mehmet Gül arazisini Lemperden Rıza ve Cemal Sahin kardeşlere sattı.Son olarakta Halis ler arazilerinin bir kısmını köyden Abdullah Yalçinkaya ile Derviş Özer e ve bir kısmını da İsmail Şimşek’in çocuklarına sattılar.

(13.10.2009 09:26)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.

"TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: TUNCELİ MAZGİRT OBUZBAŞI KÖYÜ NEDİR? tunceli mazgirt obuzbaşı köyü ne zaman?

Antoloji.com
26.10.2014 07:53:19  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]