Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              van gogh nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
VAN GOGH VAN GOGH terimi esmer ıslık
tarafından 17.09.2006 tarihinde eklendi
VAN GOGH sizce ne demek,
VAN GOGH size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
BayanKurt Adam Am.. Offline
Kurt Adam Amcadan Korkan Küçük Kız
Bayan, 30
Gaziantep
1 person liked.
4 person did not like.
eski kulağı kesiklerden (04.10.2009 19:54)
(bakınız: kesik, kula, kulağı kesik)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMorun İsyanı Offline
Morun İsyanı
x
VİNCENT VAN GOGH
'Dünyamızı değiştiren onlar.Yinelemeyenler,yenileyenler onlar.Bu nedenle anlaşılmaları için belli bir sürenin geçmesi gerekiyor,biz ölümlüler ve her gün yineleyenler için.'

'Cezanne,Van Gogh'a 'doğrusunu isterseniz sizin yaptığınız bu resimler birer deli resmi' der.'

'Resimde anarşi.
Anarşi karamsarlıkta doğar ve karamsarlığı yansıtır.Ama henüz hüzünlü değildir.Yıkma ve yaratma coşkusunu henüz içinde taşıdığı için olsa gerek.Van Gogh'ta ve resimlerinde olduğu gibi.'

'Vincent Hollanda'ca zafer demektir.Vincent Şöyle yazar mektubunda:'kimi zaman yenilgiye uğramış olmak,zafer kazanmaktan daha önemlidir.'Adı zafer olan ve tüm yaşamı yenilgilerle geçmiş bir insan.
Yenilgiyse yenilgi!
Resimlerimi küçük adımla imzalıyorum:Vincent-Zafer.Geleceğe inanıyorum.
Hayatımızdan uzun süremez acılarımız,ne de yalnızlığımız.
Yarını gören böylesi aklıbaşında kaç deli gördünüz siz! '
Alıntılar,Ferit Edgü'nün'Van Gogh yüzyıl sonra' adlı metinlerinden.
(09.09.2007 19:51)
(bakınız: ölüm, insan, hayat, zaman, anne, dünya, hüzün, deli, ceza, yaşam)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMorun İsyanı Offline
Morun İsyanı
x
Vincent Van Gogh ilk aşkım!
'Işığı ve özgürlüğü ara ve pek fazla batma bu dünyanın çamuruna.'
'Ama dünyanın çamuruna batmadan nasıl bulacaksın ışığı?
Bulduğun ışık gerçekten aradığın ışık mıdır?
Hem bulsan bile bu ışıkla neyi aydınlatacaksın?
Tüm bu sorunların yanıtı kendisini bütünüyle resme verdiği zaman gelecektir.
Çünkü özgürlük de,kurtarıcı ışık ta yaratıcılıktadır,resimdedir.
Dünyanın çamuruna bulaşmanın tek yoludur yaratmak.
Tek başına.Dünyanın bir yaratıcısı varsa eğer onun gibi.'
Alıntılar Ferit Edgü'den
(08.09.2007 21:54)
(bakınız: zaman, dünya, özgürlük, gerçek, soru, yara, resim, aydın, kurt, gibi)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baybilimselbakış Offline
bilimselbakış
x
Van Gogh
Vincent Van Gogh (1853 - 1890)


Van Gogh yalnız on sene içinde sekiz yüzden fazla tablo, desen ve kroki yaparak büyük bir sanatsal üretimde bulunmuştur. Son derecede kişisel bir üslup taşıyan, fırça darbelerinin belli olduğu çok canlı renklerle boyanmış, boyanın kalın bir tabaka oluşturduğu tabloları, zamanında pek tanınmamıştı, ama sonraki kuşakları, özellikle de fovlar ile dışavurumcuları büyük ölçüde etkiledi.

Vincent Van Gogh 30 Mart 1853? te Zundert? e (Hollanda) , bir Protestan papazın oğlu olarak dünyaya geldi. İyi bir genel eğitim aldıktan sonra 1869? da, Lahey? de sanat tüccarı Goupil? in yanında çalışmaya başladı. 1873? te, kendisinden dört yaş küçük olan kardeşi Théo da Goupil? in Brüksel? deki bir şubesine girdi; aynı günlerde Van Gogh da şirketin Londra? daki şubesine atandı. Van Gogh ölünceye kadar kardeşiyle mektuplaştı. Belli bir yerde durmayan, birçok ülke ve şehir değiştiren, ailesiyle sürekli bozuşup tartışan Van Gogh, sinirli ve çoşkulu bir karaktere sahipti; beklide buna bağlı olarak toplum dışına itilmiş kişlerle ilgilenmeye başladı ve vaiz oldu. Mons bölgesinde (Belçika) yer alan Borinage? daki küçük çocukları eğitmekle görevlendirildi. Onları öylesine büyük bir çoşkuyla eğitmeye çalıştıki sonunda hasta düştü. Böylesine asşırı bir çoşku göstermesi öbür kilise mensupları tarafından hoş karşılanmadı ve Van Gogh kısa bir süre sonra görevinden alındı.


Hollanda Yılları:

Geçirdiği bu deneyimin yanı sıra Dickens? ın, Dostoyevski? nin kitaplarından da büyük ölçüde etkilenen Van Gogh, yirmi altı yaşındayken ressam olmaya karar verdi. Artık gizemci arayışını sanat alanında sürdürecek, Millet? in köy yaşamını konu alan tablolarını kopya etmeye başlayacak ve akrabası olan ressam Anton Mauve? un öğütlerini dinleyecektir. Ne var ki Théo ile birlikte sanatçının tek desteği olan Anton Mauve, bir süre sonra, fazla tuhaf bulduğu Van Gogh? a sırt çevirdi. Vincent? ın sanat tüccarı olan bir amcası kendisine on iki Lahey manzarası ısmarladı. Van Gogh bunun üzerine resimlemeci (illüstratör) olmaya yöneldi. Nuenen? deki ana babasının yanına dönünce köy yaşantısından sahneler resmetti ve natürmortlar yaptı. Gündelik hayattaki nesneleri ışık-gölge karşıtlıklarıyla veren bu kompozisyonlarında XVII. yy. Hollanda ressamlarından (Rembrandt, Gerard Dou, Gabriel Metsu) esinlendi. 1885 yılının kışında, elli kadar köylü yüzü çizdi; bunlar sofrada bir yemek anını canlandıran daha iddialı bir kompozisyon için yaptığı etütlerdi. Yakınları ve çevresindekiler kendisine poz verdiler ve Van Gogh bütün gücüyle sefaleti, umutsuzluğu ve boyun eğmeyi anlatmaya çalışırken, bu özellikleri de şiddetli ışık ve gölge karşıtlıklarıyla daha yoğun hale getirdi. Nisan 1885? te, babasının ölümünden bir yıl sonra Van Gogh Patates Yiyenler adlı o büyük kompozisyonuna son fırçasını da vurdu. Ama köyün papazı, kilise mensuplarından ona artık poz vermemelerini istedi. Bunu üzerine sanatçı Nuenen? den ayrılarak Anvers? e gitti ve orada kendisi için son derecede önemli olan iki keşifde bulundu: bunlardan biri Güzel Sanatlar Müzesi? nde görüp hayran kaldığı Rubbens? in tablolarıydı, öbürüyse Doğunun ilgi çekici eşyalarını satan dükkanlarda gördüğü Japon estamplarıydı. Modele bakarak çalışmak için Güzel Sanatlar Akademisine kaydını yaptırdı; ama bu arada ticari amaçla portreler ve şehirden görüntüler çizmeyi de sürdürdü. Başarısız olması üzerine cesareti kırıldı ve 1 Mart 1886? da Paris? e hareket etti.


Paris? te Bohem Hayatı:

Vincent, Paris? te modern resmi tanıdı ve sanat piyasasında kendini kabul ettirebilmek için üslubunu değiştirmek gerektiğinin bilincine vardı. Kardeşiyle birlikte Montmartre? daki Lepic sokağında rahat bir daireye yerleşti. Paris? in büyük bulvarlarındaki tablo sarıcılarının vitrinleri önünde dolaşıp durdu; Julien Tanguy? un dükkânının müdavimi oldu ve hatta Japon estamplarını fon diye kullanarak Tanguy? nin bir portresini yaptı. Delacroix ile Puvis de Chavannes? ın resimlerine ve süslemelerine, Monticelli? nin kalın boya tabakasıyla gerçekleştirdiği, renkleri çok canlı natürmortlarına hayran kaldı. İzlenimcilik onu şaşırttı ama aynı zamanda aydınlık resmi bulmasını da sağladı. 1887 ilkbaharında, dostu Signac, onu açık havada çalışmak üzere Asniéres? e götürdü. Yeni izlenimciliğin etkisiyle, fırça darbeleri parçalara ayrıldı, paletleri aydınlandı. Van Gogh tablolarına artık saf renk dokunuşlarıyla belirginleşen ince gri nüansları katmaya başladı. Yakın banliyöden görünen birçok Paris manzarası yaptı; bu tablolarında, doğmuş olduğu ülkenin hiçte yabancı olmadığımız görüntülerini çağrıştıran Montmartre değirmenleri göze çarpıyordu. Kasım 1887? de Clichy yolundaki Grand Bouillon? da hem kendi eserlerini, hem de arkadaşları Émile Bernard, Louis Anquetin ve Toulouse-Lautrec? in eserlerini sergiledi. Ressam Cormon? un atölyesinde tanımış olduğu bu arkadaşları kendilerine? Küçük Bulvarın İzlenimcileri? adını vermişlerdi. Van Gogh, Paris? te geçirdiği iki yıl içinde aşağı yukarı 220 tablo ve desen gerçekleştirdi: bunların arasında kendi portreleri, şehir manzaraları, çiçek resimleri, heykel ve Japon estampı kopyaları, meyve, ayakkabı ve kitap natürmortları (Paris Romanları) vardı. Hollanda dönemine ilişkin karanlık üslubu bıraktıktan sonra kalın bir boya tabakası sürdüğü palet bıçağın yanı sıra fırçada kullandı ve işlediği motiflere biçim veren dokunuşları görünür durumda bıraktı. Çoğunlukla ışıl ışıl parlayacak biçimde vurulan bu fırça darbeleri, işlenen konuya özel bir titreşim katıyordu. Van Gogh? un sanat anlayışı, sadece birkaç ay içinde tam anlamıyla değişmişti. Ama gerçek çalışma hırsı, gerekse Montmartre? ın zevk ve eğlence çevrelerine düşkünlüğü nedeniyle hem kafaca hem de bendence yorgun düştü. Şubat 1888? de, dinlemek ve daha yumuşak bir iklimde yaşamak için Fransa? nın güneyine gitmeye karar verdi.


Arles ve Saint-Rémy:

Ama Van Gogh çok geçmeden hayal kırıklığına uğradı: geldiği Arles Şehrinin dondurucu bir kışı vardı; ayrıca giyim kuşamını ihmal etmesi ve sert davranışlarıyla, bu şehirde ilgi yerine kuşku uyandırmıştı. Bütün geliri kardeşinden gelen para olan Vincent önce küçük evlerde kaldı, eylülde? Sarı Ev? olarak adlandırılan evde kiraladığı dört odaya yerleşti. Çektiği maddi sıkıntılara rağmen sanatçı gelir gelmez işe başladı. İlkbaharla beraber kırsal bölgeler hayranlık uyandıran görüntülere bürünüyor, kiraz ağaçları çiçeklenerek Japonya? yı hatırlatan tablolar oluşturuyordu. Ressam, Arles kanalı köprüsü yakınlarında Portde-Bouc? ta oyalanıyor (L? Anglois Köprüsü) , orada gezinenlerin, köprüden geçen yük arabalarının ve çalışan çamaşırcı kadınların resimlerini yapıyordu. Haziran başlarında Van Gogh, Saintes-Mariesde-la-Mer? de bir süre kaldı; sahile yerleşerek sürekli yenilenen bir manzarayı birkaç çizgiyle resmetmek istiyordu. Desen kağıtlarını kamış kalem kullanarak çini mürekkebiyle kaplıyor, kendi yaptığı perspektife uygun çerçeve sayesinde manzara ile ilgili çok kesin notlar alıyordu; böylelikle her öğe, tahtadan bir kasnağa yatay ve düşey olarak gerilmiş iplerin yarattığı kareli görüntü sayesinde kolayca yerine oturtulabiliyordu. Van Gogh daha sonra sahil manzaraları yapmak için atölyede yaptığı etütleri yenide ele aldı. Bu desenler, onun konuyu büyük deformasyona uğratmasına yol açan doğal içten gelen bir anlatıma egemen olmasını sağlıyordu. Arles? a yeniden döndüğünde, açık hava çalışmalarını sürdürdü, çini mürekkebiyle tarlada çalışanların resimlerini çizdi, daha sonra da bunları tablo haline getirdi.

Van Gogh, Gauguin ve mile Bernard ile Fransa? nın güneyinde (Midi) bir atölye, Pont-Aven? dakine benzer bir sanatçılar topluluğu kurmak istiyordu. Gauguin? e ithaf ettiği kendi portresini buna karşılık olarak ona, gönderdi. Gauguinde buna karşılık olarak ona, yüz çizgilerin iyice belirginleştirdiği ve bile bile Jean Valjean? a benzettiği bir tuval yolladı; tablonun adıysa Sefiller? di. Her iki sanatçı da birbiınin düşüncesini almadan kendilerini toplumun paryaları olarak: emsil etmişlerdi. Gauguin Arles? a gitmek üzer Pont-Aven? dan ayrıldı e 23 Ekim 1888? de Arles? a vardı. Ancak iki sanatçı, bir araya geldikten sonra, umdukları gibi pek öyle huzurlu bir hayat yaşayamadılar. Onları birbirine karşıt kılan şeyin ne olduğunu kısa sürede fark ettiler: zevkleri ve yaşama ritimleri. İlk günlerde Gauguin çalışma ve dinlenme günleri belirlemek istedi. İki ressam bazen yan yana aynı motifler üstünde (Alyscamps? ların bahçesi, şehrin çevresindeki kırlar, gece kahvesi) çalışıyorlardı, ama Gauguin Arles? daki yaşama biçimini hiç beğenmiyordu. Sık sık kavga ediyorlardı. Böyle bir kavgadan sonra Vincent kulağını usturayla kesti ve kopan parçasını bir fahişeye hediye etti. Bunlar olup biterken Gauguin olay yerinde değildi; ama yine de tutuklandı. Serbest kalır kalmaz Tho? dan kardeşinin yanına gelmesini rica etti. Üç gün sonra 26 Aralık? ta iki adam birlikte Paris? e döndü. Vincent ise hastaneye yatırılmıştı. Düşünülenin tersine Van Gogh kısa zamanda kendine geldi. Atölyesine döndü, sargılı kulağını gösteren bir portresini yaptı. Ne var ki bu iyileşme geçiciydi. Kaygılar, sıkıntılar kısa sürede ressamın ruh sağlığını bozmuştu. Van Gogh şu- hatta yeniden hastaneye yatırıldı, sonra kendi isteğiyle Saint-Rmy yakınlarındaki Saint-Paul-de-Mausole? e yattı. Buranın müdürü atölye olarak kullanması için ressama bir oda verdi. Van Gogh, ya pencereden dışarıya bakarak ya da hastanenin bahçesinde çalıştı, bahçedeki çiçekleri, çınar ağaçlarının ve çeşmenin resmini yaptı. Bazen bir hastabakıcı eşliğinde hastane dışına çıkıyor, zeytin ağaçlarını ve selvileri, boyayı kalın tabakalar halinde kullanarak tablolarına aktarıyordu. Bu ağaçların kıvrımlı, dolambaçlı biçimleri, gökte döne döne ilerleyen korkunç bulutlarla uyum içindeydi. Bu tablolar ressamın acılarını, sıkıntılarını yansıtıyordu. Bundan sonra geçirdiği delilik krizleri 1889 Temmuz? unun ortalarından 1890 kışına kadar birbirini izledi ve çalışmalarını engelledi. Kısa süren yatışma dönemlerindeyse ressam Millet? in estamplarını kopya ediyordu. Bunlar röprodüksiyondan çok renkli gerçek birer eser niteliğindeydi.

Auvers-Sur-Oıse

Bir süre için sağlığına kavuşan sanatçı Auvers-sur-Oise? a hareket etti, bu arada Paris? e de uğradı. Orada, tuvallerinin Tho? nun dairesinde yığılı olduğunu gördü, bu ona çok acı verdi, çünkü tabloların satışı için Tho? ya güveniyordu; öte yandan bazı tuvallerinin de Peder Tanguy? nin evinde, bir? tahtakurusu deliğinde? süründüğü de gözünden kaçmadı. Yalnızlığına ve hastalığına rağmen ressam hiçbir zaman kendini kabul ettireceği umudunu yitirmedi. Mayıs sonunda Auvers-sur Oise? da, küçük, gösterişsiz Sanit-Aubin oteline, sonra da Ravoux kahvesine yerleşti. Koleksiyoncu olan ve kendisine yakınlık gösteren Doktor Gachet tarafından tedavi edildi. Van Gogh onun iki kez portresini yaptı. Güzel yaz günlerinde kır manzaraları, buğday tarlalarını, saman yığınlarını konu aldığı tuvaller de yapıyordu. Bu kompozisyonlarda geleneksel olana bir dönüş vardır, ama yine de fırça darbeleri çok daha belirgindir ve bir yürek darlığı bir iç sıkıntısı kendini belli eder. Hayatını tehdit eden tehlike, tablolarında, buğday tarlaları üstünde uçuşan kargaların belirmesiyle açığa çıktı. Sanatçı ölümü böyle üzüntü verici bir manzara içinde seçti ve 27 Temmuz 1890? da göğsüne bir kurşun sıktı; iki gün sonra da öldü. Altı ay sonra Tho da öldü. İki kardeş Auvers-sur-Oise mezarlığında yan yana gömülmüşlerdir.


Au Ver S - Sur-Ol S E - Kilisesi

Van Gogh bu gotik kilisenin resmini yapmak için şövalesini meydanının alt kısmına yerleştirmiştir. Amacı çan kulesini ve mihrap bölümünü kompozisyonunun içine alabilmektir. Bu alttan görüş sayesinde yapının piramit biçimi iyice vurgulanmış olur. Seçtiği konuyu gerçekçi bir biçimde vermek kaygısı içinde olmayan ressam, mimari kütlelerin dengesi, eklemlenişleri ve yukarıya doğru yükselmeleri üstünde ısrarla durur. İsteyerek deforme ettiği deseni, biçimlerde bir dramatizasyona yol açar. Binaya bulutların mavi rengi vurur, vitraylarda küçük bir nüansla lacivert olarak belirir. Işık kilisenin çıkıntılı sivri köşelerine takılır, çatılardan uzun ve beyazımsı çizgiler halinde biçimleri çevreleyerek akar. Van Gogh yapmakta olduğu tablo ile ilgili olarak kız kardeşine yazdığı Haziran 1890 tarihli bir mektubunda şöyle der:? [...] öyle bir etki ki, burada derin ve sade bir saf kobalt mavisi gök içinde bina morumsu görünüyor, vitraylı pencereler sanki lacivert lekeler gibi, çatı mor, bir bölümü de turuncu. Ön planda çiçekli küçük bir çimenlik ve üstüne güneş vurmuş pembe bir kumluk.? Tablonun birinci planı, tepesi aşağıda bir üçgen oluşturur; bu, kilisenin ters dönmüş biçimidir. Soldaki yolda ilerleyen köylü kadın bize kompozisyonun ölçeğini verir. Sanatçı ölümünden bir ay önce yapmış olduğu bu şaheseri, kendisini tedavi etmeye ve yatıştırmaya çalışan dostu Doktor Gachet? ye hediye etmiştir. Tablo günümüzde Paris? teki Orsay Müzesi? ndedir.

Kişisel Yaratıcılığı

? İçgüdünün, esinin, içten gelen dürtülerin, bilincin, çoğu insanın düşünemediği ölçüde iyi yol göstericiler olduğunu ileri sürüyorum? sözleriyle yücelten Van Gogh, eserlerini yaşadığı süre içinde değerlendiremeyen sanatseverlerin sınırlı dünyasını aşıyordu; ölümünden yüz yıl sonra eseri baş döndürecek bir yüceliğe erişecektir. Yalnızca mistisizmin alkole karşı açtığı savaşla nitelenen yazgısıyla değil, renklere simge gücü, hatta bir? tedavi gücü? katan dehasıyla da evrenselleşecekti. Çağdaşlarınca barbar olarak nitelenen üslubu, yaşadığı dönemde çok az kişinin değerlendirebileceği uluslararası bir kültüre dayanıyordu. Rembrandt? ı, Rubens? i, Holbein? ı, İngiliz önRaffaellocuları, Barbizon Okulu? nu, Delacroix? yı, Millet? yi ve Hokusai? yi tanıyordu... Dürer? den en modern desencilere varıncaya kadar, gravürlere tutkulu bir hayranlık duyuyordu. Ayrıca Shakespeare? den Zola? ya tüm yazarları okumuş olan Hollandalı ressam, XX. yüzyıl sanatçılarını en çok etkileyen kişidir. Ne var ki Czanne? ın Sainte-Victoire Dağı? nı Yıldızlı Gece? yle karşılaştırdığımızda, ilkinin klasikçiliğe, ikincisininse baroka yaklaştığını, böylelikle de bu iki ressamı birbirinden ayıran mesafeyi görürüz. Yaptığı kendi portreleri, Van Gogh? un yaratıcı gücünün eseri olan manzaralarındaki gibi, arı rengi esas aldığını kanıtlar. Fransa? da, Almanya? da, Belçika? da ve bütün dünyada gençlik ona hayranlık duydu; bu hayranlık günümüzde de sürmektedir.


? Van Gogh? u Babamdan Çok Seviyorum?

Van Gogh, yaşadığı süre içinde bir tek tablosunu satabildi. Kırmızı Üzüm Bağı adlı bu tabloyu, dostu Eugéne Boch? un kız kardeşi olan Anna Boch satın almıştı. Yeni kuşağın, onun uzun süre belirli bir çevre içinde tanınan, bilinen sanatının resim alanına getirdiği dinamik ifade gücünü keşfetmesi ve yaptığı kendi portrelerine, modern resmin babası gözüyle, kendi aile resmi duvarda asılıymışçasına bakması için, ölümünün üzerinden 15 yıl geçmesi yetecektir. Daha 1892? de, kardeşi Tho? nun dul karısı Johanna, Amsterdam? da onun 100 kadar tablosunu ve desenini sergilemişti. Emile Bernard, Paris? te 1893? te Le Barc de Boutteville Galerisi? nde onun 16 tablosunu sergiledi. Almanya? da açılan sergilerde de bazı eserleri görüldü; ama Paris? te 1901? de Bernheim Galerisi? nde, 1905? teyse Dresden? deki Arnold Galerisi? nde ve Amsterdam? daki Stedelijk Museum? da (473 eser) açılan sergiler, Van Gogh? un XX. yy sanatı üzerindeki görkemli etkisini perçinleyen sergiler oldu. Czanne, 1903? te L Bernard? ın? Ga? ugin? lere ve Van Gogh? lara sırtını dönmesini? dilerken, Picasso gibi gençler, Hollandalının etkisiyle? biçimin rengini, canlılığını? keşfediyorlardı.

Onun resme getirdiği büyük ritimden ve renk yoğunluğundan dışavurumculuğun öncülerinden Edvard Munch, Paris? te, 1888-1890? da; James Ensor, Yirmiler Derneği? nin Brüksel? de açtığı sergide esinlenme imkanını bulacaklardı; ama onun örneklerinden en çok yararlananlar Fransa? da fovist grup, Almanya? da Die Brücke (? Köprü?) grubu oldu. 1905? teki Sonbahar sergisinde ve onu izleyen yıllarda, fovizm akımından önceki fovistler olan Matisse? in, Derain? in, Vlaminck? in ve Hollandalı Van Dongen? in yaptığı tuvaller, Anversli ustaya görsel bir saygının ifadesi olarak kabul edilebilir. Dresden? de 1907? de Die Brücke grubunu oluşturan sanatçılardan Kirchner? in, Schmidt-Rottluff? un, Pechstein? in vd? nin sergiledikleri resimlerdeki hırçın çizgilerden ve renk coşkusundan da aynı izlenim taşar. Hepsi, Vlaminck? in, Matisse ve Derain ile birlikte 1901? de açılan sergide Vincent? ın resmini keşfetmelerinden sonra, sergiden çıkarken yüksek sesle söylediği bir sözün etkisinde kalmışa benzerler:? Van Gogh? u babamdan çok seviyorum.?


Tinsel Düşler ve Plastik Yenilik

Van Gogh, meslek yaşamının en çarpıcı dönemini Güney Fransa? da, Provence? da geçirdi; Cézanne da Provence? lıdır ve Fransızlar bu vesileden yararlanarak, bu bölgede geçirdiği günler Van Gogh? u? Provence manzaralarının tuvale aktarılmasında Czanne (2) ile aynı çizgiye getirdi? gibi değerlendirmeler yapmaktan hoşlanırlar. Ve şöyle devam ederler:? Vincent, büyüğü olan bu ustanın resimlerini Tanguy Baba? nın (Montmartre? da sanatçıların boyalarını aldığı satıcı) dükkanında sık sık görmüştü? . Oysa Vincent? nın güneye gidişindeki amaç başkaydı. Taşbaskılara düşkünlüğünün yarattığı düşsel bir Japonya. Arles? daki odasının duyarına astığı, kesik kulaklı, heyecan verici kendi portresinin (1) arkasında görülen Fuji-Yama taş- baskıları onu heyecanlandırıyordu. Saint-Remy? de yaptığı Yıldızlı Gece (3) adlı tablosu, Van Gogh? un tüm tinsel ve plastik araştırmalarının yoğunlaştığı tablodur.


Başlıca Eserleri

1885 Patates Yiyenler

1886 Çizmeler

1887 Sarı Kitaplar

(Paris Romanları)

Tanguy Baba? nın Portresi

1888 L? Anglois Köprüsü

Postacı Roulin Ayçiçekleri

Gece Kahvesi Vinc en t? in

Arles? daki Odası

1889 Sarılı Kulağı ve Piposuyla Kendi Portresi

Akıl Hastanesinin Bahçesi

Yıldızlı Gece

Kendi Portresi

1890 Dr. Gachet? nin Portresi Kargalı Buğday Tarlaları

PATİKAYOLU@MSN.COM
HARAMİLER@MSN.COM
(09.08.2007 14:54)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayatis Offline
atis
x
sarı mavi,mavi sarı, hezeyanlı,bir o kadar da tutkulu saflığın,yalnızlığın ressamı. (29.04.2007 23:03)
(bakınız: mavi, yalnız, tutku, hezeyan, utku, ressam, kadar, sarı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baykarikatür kr.. Offline
karikatür kralı
x
van gogh herkezin tanıması gereken bir resmi 3 trilyona satılmış bir ressamdır.herkezin ona önem vermesi gerekir bu yüzden van gogh bana duyguyu yani resmin ruhunu çağrıştırıyor. (31.03.2007 22:47)
(bakınız: duygu, ağrı, çağrı, ressam, yani, tanım, erek, atıl, gerek, satılmış)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baymanga/ressam Offline
manga/ressam
Bay, 41
Kayseri
tablolarında kullandığı renkler sıcaktır.farklı orjinal ve kaos havası vardır resimlerinde.filmi izlediğinde hayatından etkilenmedim diyen pek yoktur herhalde.bir günde sanatcı olunamayacağının kitabını yazan adam.bakınız:kirk dougles(van gogh) (08.03.2007 19:09)
(bakınız: hayat, sanat, adam, resim, renkler, bir gün, renk, kaos, maya, sana)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayzambak... Offline
zambak...
x
yani belki obur tarafta olabilir :) (20.01.2007 01:35)
(bakınız: araf, belki, yani)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayzambak... Offline
zambak...
x
onunla tanismayi cok isterdim...
tablolari soyle tarif edilebilir
dunya bir yana
van gogh bir yana..
(20.01.2007 01:30)
(bakınız: isterdim, tarif)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baynümayiş Offline
nümayiş
x
İstanbul
Kısacık bir ömre sığdırılmış olağandışı resimler... (06.10.2006 10:14)
(bakınız: resim, ığdır, kısa)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.

"VAN GOGH" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: VAN GOGH NEDİR? van gogh ne zaman?

Antoloji.com
02.09.2014 12:15:43  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]